Madde Metni
Madde 45- (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.
Madde Gerekçesi
Kabahatlerin ceza kanunundan çıkarılmasının kabul edilmesi, tasarıda benimsenen yaptırım sistem ve türlerinin değişmesini sonuçlamıştır. Suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbirleri olarak belirlenmiştir. Ceza olarak ise sadece hapis ve adli para cezası uygulanacaktır. Böylece cezalar bakımından sade, basit ve uygulanması kolay bir sistem oluşturulmuştur.
Bir suç karşılığında kanunda ceza olarak sadece hapis cezası öngörülebileceği gibi, hapis cezası adli para cezası ile seçenek olarak veya bu cezaların her ikisi birlikte de öngörülebilir.
Bu düzenlemeyle, “asli ceza” ve “fer’i ceza” ayırımı kaldırılmıştır.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/6973 E. ve 2024/9616 K.
Özet: TCK 45’e göre suç karşılığı yaptırımlar hapis ve adlî para cezasıdır. Adlî para cezası gün üzerinden belirlenir; artırma ve indirimler gün sayısına uygulanır, aksi hesaplama hukuka aykırıdır.
5237 Sayılı Kanun’un etkin pişmanlık başlıklı 168. maddesinin birinci fıkrası; “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
5237 Sayılı Kanun’un 45. maddesinin birinci fıkrasında; “Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.” ve aynı Kanun’un 61. maddesinin sekizinci fıkrasında; “Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” denilmektedir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, 5271 Sayılı Kanun’un 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yerine getirilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması ile adli para cezası hesaplanırken, temel cezanın 5237 Sayılı Kanun’un 155. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 gün adli para cezası olarak belirlenmesini müteakip, aynı Kanun’un 168. maddesinin birinci fıkrası ve 62. maddesi gereği indirim yapıldığında, 1 gün karşılığı 20,00 TL adli para cezasına karar verilmesi yerine, 2 gün karşılığı 40,00 TL adli para cezasına hükmolunmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/3-93 E. ve 2024/148 K.
Özet: CMK 307/4’teki aleyhe bozma yasağı yalnız cezalarla sınırlıdır. TCK 45’e göre cezalar hapis ve adlî para cezasıdır; güvenlik tedbirleri bu kapsamda değerlendirilmez.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307. maddesinin dördüncü fıkrasında da; ‘Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz’ düzenlemesine yer verilmek suretiyle aleyhe bozmama ilkesi korunmuştur.
Belirtildiği üzere aleyhe değiştirme yasağı münhasıran ‘cezalar’ ile ilgili ve sınırlı olup, fiilin nitelendirilmesinde ve suç adının belirlenmesinde geçerli değildir. Cezalar 5237 Sayılı TCK’nın 45. maddesinde; hapis ve adli para cezaları olarak sayıldığından, cezalar arasında sayılmayan güvenlik tedbirleri ile diğer müesseselerin bu yasak kapsamında değerlendirilemeyeceği Ceza Genel Kurulunca duraksamasız olarak kabul edilmiştir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2024/22 E. ve 2024/396 K.
Özet: TCK 45’e göre yaptırımlar hapis ve adlî para cezasıdır. 5188 sayılı Kanun’da bir yıl ve üzeri hapis engel sayılırken, bazı suçlarda cezanın türü ve süresine bakılmaksızın mahkûmiyet engel oluşturur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 45. maddesinde, suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezaların, hapis ve adlî para cezaları olduğu; 50. maddesinin 5. fıkrasında da, uygulamada asıl mahkûmiyetin, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbir olduğu belirtilmiştir.
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının ( d ) bendinin ( 1 ) numaralı alt bendinde “Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak.” hükmü uyarınca, bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet özel güvenlik görevlisi olmaya engel hallerden olup, bu bentte suç türü ayırımı yapılmayıp, cezanın niteliği ve süresinin önemli olduğu, herhangi bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyetin bu kapsamda olduğu, bir yıldan az hapis veya hapis cezası dışındaki adli para cezasının bu bent kapsamında özel güvenlik görevlisi olmaya engel hal kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır.
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının ( d ) bendinin ( 2 ) numaralı alt bendinde ise, suç türünün ön planda olduğu, bu bentte tahdidi olarak sayılan suçlardan mahkumiyetin ( hapis cezası veya adli para cezası ) özel güvenlik görevlisi olmayan engel hallerden olduğu, bu bentte belirtilen suçlardan bir yıldan daha az hapis veya adli para cezası verilmiş olsa dahi verilecek mahkumiyetin bu bent kapsamındaki suç türleri yönünden özel güvenlik görevlisi olmaya engel hallerden olduğu anlaşılmaktadır.


