İçindekiler
I. GİRİŞ
Türk Medeni Kanunu’nun 4721 sayılı kanun metni içerisinde vesayet kurumu, 403. maddeden başlayarak 481. maddeye kadar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin kişilik hakları ile malvarlıklarının korunması amacıyla kurulan son derece önemli bir hukuki müessese olarak karşımıza çıkmaktadır. Vesayet, sadece bireysel bir tercih meselesi değil; toplumun zayıf bireylerinin korunması için getirilen kamusal bir koruma mekanizması niteliğindedir. Bu nedenle vesayet kurumu, hem özel hukuk hem de kamu hukuku açısından büyük önem taşımaktadır.
Vesayet kurumunun temel amacı, kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin hem kişilik haklarının hem de malvarlıklarının korunmasını sağlamaktır. Bu koruma, mahkeme kararıyla başlar ve “vesayet makamı” olarak nitelendirilen Sulh Hukuk Mahkemesi’nin denetiminde yürütülür. Vesayet altına alınan kişi, hukuken “kişi” olma vasfını korur; ancak bazı işlemleri yapmada kısıtlanır. Bu kısıtlama, kişinin korunması için gerekli olan sınırlar içinde kalmak kaydıyla uygulanır.
Bu makalede vesayet kurumunun hukuki mahiyeti, kurulma şartları, işleyişi ve sona erme hâlleri ayrıntılı olarak incelenecektir. Ayrıca vesayetin kaldırılması ve vasi değişikliği gibi konular da ele alınacak, mevzuat çerçevesinde pratik bilgiler sunulacaktır.
II. VASİLİK (VESAYET) NEDİR?
II.I Vesayetin Hukuki Niteliği
Vesayet, kısıtlıların ve velayet altında olmayan küçüklerin kişilik haklarının ve malvarlıklarının korunması için Sulh Hukuk Mahkemesi kararıyla kurulan bir kamu güvencesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 403. maddesine göre vesayet, velayet altında olmayan küçükler ve kısıtlılar hakkında kurulur. Bu düzenleme, vesayetin uygulama alanını net bir şekilde belirlemektedir.
Vesayetin hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Bunlardan ilki, vesayeti bir kamu hukuku kurumu olarak nitelendiren görüştür. Bu görüşe göre vesayet, devletin korumacı görevinden kaynaklanan ve kamu düzenine ilişkin bir kurumdur. İkinci görüş ise vesayeti özel hukuk kurumu olarak değerlendirir. Bu görüşe göre vesayet, kişinin kendi işlerini görememesi hâlinde onun yerine başka bir kişinin atanması suretiyle özel hukuk ilişkilerinin düzenlenmesini sağlayan bir müessesedir. Üçüncü bir görüş ise vesayeti karma nitelikli bir kurum olarak kabul eder.
Günümüzde hâkim görüş, vesayetin hem özel hukuk hem de kamu hukuku unsurları taşıyan karma nitelikli bir kurum olduğu yönündedir. Vesayet, bir yandan kişinin özel hukuk ilişkilerinin düzenlenmesini sağlarken diğer yandan devletin korumacı görevini yerine getiren, kamu düzeniyle ilgili bir kurumdur. Bu nedenle vesayet, hem özel hukuk hem de kamu hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
II.II Vesayetin Temel Unsurları
Vesayet kurumunun işleyebilmesi için bazı temel unsurların varlığı gereklidir. Bu unsurlar aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır:
Vesayet Makamı:
Vesayet makamı, vesayet işlemlerinin yürütüldüğü ve denetlendiği mercidir. Türk Medeni Kanunu’nun 397. maddesine göre vesayet makamı Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Sulh Hukuk Mahkemesi, vesayetin kurulması, vasinin atanması, vesayetin kaldırılması gibi işlemleri gerçekleştirir. Ayrıca vasi tarafından yapılan işlemleri denetler ve gerekli görüldüğünde müdahale eder.
Denetim Makamı:
Vesayetin denetimi, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılır. Denetim makamı, vesayet makamınca verilen kararlara karşı yapılacak itirazları inceler ve karara bağlar. Bu iki makamın birbirinden ayrılması, vesayet işlemlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadır.
Vesayet Altındaki Kişi:
Vesayet altına alınan kişi, velayet altında olmayan küçük veya kısıtlı olabilir. Bu kişi, vesayet altına alındıktan sonra hukuken “kişi” olma vasfını korur; ancak bazı işlemleri yapmada kısıtlanır. Kısıtlanan işlemler, kişinin korunması için gerekli olan sınırlar içinde belirlenir.
Vasi:
Vasi, vesayet makamı tarafından atanan ve vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumakla yükümlü kişidir. Vasi, vesayet makamınca atanır ve görevini kanunda belirlenen sınırlar çerçevesinde yerine getirir. Vasi, vesayet altındaki kişinin yasal temsilcisidir ve onun adına hukuki işlemler yapar.
III. VASİLİK NEDEN ALINIR? VESAYETİ GEREKTİREN HÂLLER
Türk Medeni Kanunu’nun 404 ila 408. maddeleri arasında vesayeti gerektiren hâller düzenlenmiştir. Bu hâller, kişinin kendi işlerini göremeyecek durumda olması veya toplumun güvenliğini tehlikeye düşürmesi gibi durumları kapsamaktadır. Aşağıda bu hâller ayrıntılı olarak incelenmiştir:
III.I Küçüklük (TMK m. 404)
On sekiz yaşını doldurmamış olup velayet altında bulunmayan küçükler vesayet altına alınırlar. Bu durumda küçüğün menfaatlerini korumak üzere vasi atanır. Küçüklük nedeniyle vesayet, kişinin ergin olmasıyla sona erer. Velayet altında olmayan küçüklerin vesayet altına alınması, onların korunması için gereklidir. Çünkü küçükler, hukuken ehliyet sahibi değildirler ve kendi işlemlerini kendileri yapamazlar.
Küçüklerin vesayet altına alınması, onların kişilik haklarının ve malvarlıklarının korunması amacına yöneliktir. Vasi, küçüğün eğitim, bakım ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumludur. Ayrıca küçüğün malvarlığının yönetimi de vasiye aittir. Vasi, küçüğün menfaatleri doğrultusunda hareket etmek ve vesayet makamınca verilen kararlara uymak zorundadır.
III.II Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı (TMK m. 405)
Kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kendi işlerini görememesi, sürekli yardıma muhtaç olması veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması hâllerinde vesayet altına alınır. Bu durumda resmî sağlık kurulu raporu zorunludur. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vesayet, kişinin iyileşmesiyle sona erebilir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, kişinin ayırt etme gücünü etkileyen ve kendi işlerini göremeyecek duruma düşüren hastalıklar veya zihinsel yetersizliklerdir. Bu durumlar, kişinin karar alma yetisini ve davranışlarını kontrol etme kapasitesini olumsuz etkiler. Bu nedenle böyle bir durumda olan kişilerin korunması için vesayet kurulması gereklidir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle vesayet talebinde bulunulurken resmî sağlık kurulu raporunun alınması zorunludur. Bu rapor, kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığını, varsa hastalığın derecesini ve sürekliliğini belirler. Sağlık kurulu raporu, mahkemenin karar vermesinde önemli bir rol oynar.
III.III Savurganlık, Kötü Yaşam Tarzı ve Bağımlılıklar (TMK m. 406)
Savurganlık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı sebeplerinden ötürü kişinin kendisini veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi bulunması ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesi hâlinde vesayet uygulanır. Bu hâllerde kişinin kendi işlerini göremeyecek durumda olduğu kabul edilir ve vesayet altına alınır.
Savurganlık, kişinin malvarlığını gereksiz ve mantıksız bir şekilde harcaması durumudur. Kötü yaşama tarzı ise kişinin toplumun genel kabul görmüş değerlerine aykırı bir yaşam sürmesidir. Kötü yönetim, kişinin malvarlığını doğru ve etkili bir şekilde yönetememesidir. Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı ise kişinin bu maddelere bağımlı hâle gelmesi ve bu bağımlılığın yaşamını olumsuz etkilemesidir.
Bu hâllerden herhangi birinin varlığı hâlinde kişi, kendisini veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca bu durumlar başkalarının güvenliğini de tehlikeye atabilir. Bu nedenle böyle bir durumda olan kişilerin korunması ve toplumun güvenliğinin sağlanması için vesayet kurulması gereklidir.
III.IV. Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza (TMK m. 407)
Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası alan kişiler, ceza süresince vesayet altına alınırlar. Cezayı infaz eden makam, durumu derhâl vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür. Bu düzenleme, cezaevinde bulunan kişilerin malvarlıklarının ve diğer işlemlerinin yönetilmesi için gereklidir.
Özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle vesayet, kişinin cezasının tamamlanmasıyla sona erer. Bu süre boyunca kişinin malvarlığı ve diğer işlemleri vasiye emanet edilir. Vasi, kişinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmek ve vesayet makamınca verilen kararlara uymak zorundadır.
III.V. İstek Üzerine Vesayet (TMK m. 408)
Kişi kendi isteğiyle vesayet altına alınmasını talep edebilir. Bu durumda yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebeplerinin varlığı ve kişinin işlerini gerektiği gibi yönetemediğinin ispatlanması gerekir. İstek üzerine vesayet, kişinin kendi iradesine dayanır ve kişinin korunması amacına yöneliktir.
İstek üzerine vesayet, kişinin kendi iradesiyle başvurması sonucu kurulur. Bu durumda kişi, kendi işlerini yönetmede zorlandığını ve yardıma ihtiyaç duyduğunu beyan eder. Mahkeme bu talebi değerlendirir ve gerekli görürse vesayet kurar. İstek üzerine vesayet, kişinin kendi isteğiyle sona erdirilebilir.
IV. VASİLİK NASIL ALINIR? VESAYET DAVASI SÜRECİ
IV.I. Dava Açma Yetkisi
Vesayet davası, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Davayı açmaya yetkili kişiler kanunda belirlenmiştir. Bunlar arasında kısıtlanacak kişinin kendisi (istek üzerine vesayet hâllerinde), kanuni mirasçıları, eşi, Cumhuriyet Savcılığı ve kamu kurum ve kuruluşları yetkilileri yer alır.
Ayrıca görevlerini yaparlarken vesayeti gerektiren bir durumun varlığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar. Bu düzenleme, vesayet gerektiren durumların zamanında tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacına yöneliktir.
Cumhuriyet Savcılığı, vesayet davası açma yetkisine sahip olan önemli bir mercidir. Savcılık, kamu düzeni ve toplumun güvenliği açısından vesayet gerektiren durumları tespit ettiğinde re’sen vesayet davası açabilir. Bu, devletin korumacı görevinin bir gereğidir.
IV.II. Dava Süreci
Vesayet davası süreci belli aşamalardan oluşur. Bu aşamalar aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır:
Dilekçe ve Belgeler:
Dava dilekçesinde kısıtlanma sebebinin açıkça belirtilmesi, varsa sağlık kurulu raporu, tanık listesi ve vesayet altına alınacak kişinin kimlik bilgileri yer almalıdır. Dilekçe, vesayet makamına hitaben yazılır ve gerekli belgelerle birlikte sunulur.
Sağlık Kurulu Raporu:
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle vesayet taleplerinde mahkeme, resmî sağlık kurulu raporu alınmasına karar verir. Rapor, kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığını, varsa hastalığın derecesini ve sürekliliğini belirler. Sağlık kurulu raporu, mahkemenin karar vermesinde belirleyici rol oynar.
Kişinin Dinlenmesi:
Savurganlık, kötü yaşam tarzı, bağımlılık veya istek üzerine vesayet hâllerinde hâkim, kişiyi mutlaka dinlemek zorundadır. Kişinin savunması, kararın verilmesinde belirleyici rol oynar. Bu düzenleme, kişinin savunma hakkının korunması amacına yöneliktir.
Karar ve İlan:
Mahkeme, şartların oluştuğuna karar verirse vesayet kararı verir, bir vasi atar ve kararı kişinin yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan ettirir. İlan, üçüncü kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırır; ilandan önce yapılan işlemlerde iyiniyetli üçüncü kişiler korunur.
IV.III. Vasi Olarak Kimler Atanabilir?
Vasi olarak atanacak kişilerde bazı şartlar aranır. Bu şartlar aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır:
Vasi Olabilme Şartları:
Vasi olabilmek için ergin olmak (on sekiz yaşını doldurmuş olmak), kısıtlı olmamak, kamu hizmetinden yasaklı olmamak, haysiyetsiz hayat sürmüyor olmak ve menfaat çatışması bulunmamak gerekir. Bu şartlar, vasi olarak atanacak kişinin güvenilirliğini ve yeterliliğini sağlamak amacına yöneliktir.
Öncelik Sırası:
Vasi atanırken belli bir öncelik sırası gözetilir. Öncelikle eşi veya yakın hısımlar düşünülür. Eğer bu kişiler uygun değilse kişinin veya ana-babanın gösterdiği kişi atanabilir. Bu kişiler de uygun değilse kamuya yararlı dernekler vasi olarak atanabilir.
Vasi Olamayacak Kişiler:
Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler, menfaat çatışması bulunanlar ve vesayet daireleri hâkimleri vasi olamazlar. Bu kişilerin vasi olarak atanması, vesayet altındaki kişinin menfaatlerine aykırı olabilir.
IV.IV. Vasilik Süresi
Vasilik görevi iki yıl için atanır. Sulh Hukuk Mahkemesi bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir. Dördüncü yılın sonunda vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. Bu düzenleme, vasi ile vesayet altındaki kişi arasında sağlıklı bir ilişkinin kurulmasını sağlamak amacına yöneliktir.
V. VASİNİN GÖREV VE YETKİLERİ
Vasi, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumakla yükümlüdür. Vasinin görev ve yetkileri kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Aşağıda bu görev ve yetkiler açıklanmıştır:
Temel Görevler:
Vasi; vesayet altındaki kişinin kişiliğini ve malvarlığını korumak, hukuki işlemlerde temsil etmek, malvarlığına ilişkin defter tutmak, eğitim ve bakım ihtiyaçlarını sağlamak (küçükler için) ve ihtiyaç fazlası paraları millî bankaya yatırmak veya devlet tahvillerine dönüştürmekle yükümlüdür.
Vesayet Makamının İzni Gereken İşlemler:
Bazı işlemler için vesayet makamının izni gereklidir. Bunlar arasında taşınmaz alımı, satımı, rehnedilmesi, ödünç verme ve alma, kambiyo taahhüdü altına girme, bir yıl veya daha uzun süreli kira sözleşmeleri, dava açma, sulh olma, tahkim, mirasın paylaştırılması ve eğitim/bakım kurumuna yerleştirme yer alır.
Denetim Makamının İzni Gereken İşlemler:
Bazı işlemler için ise denetim makamının izni gereklidir. Bunlar arasında evlat edinme veya evlat edinilme, vatandaşlığa girme veya çıkma, işletme devralma veya tasfiye, şirkete ortak olma, ömür boyu aylık veya gelir bağlama, mirasın kabulü veya reddi ve vasi ile kısıtlı arasında sözleşme yapılması yer alır.
Vasinin Sorumluluğu:
Vasi, görevini ihmali veya kötüye kullanması nedeniyle vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur. Vasi, görevini dikkat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Aksi hâlde hem hukuki hem de cezai sorumlulukla karşı karşıya kalabilir.
VI. VASİLİK NASIL KALDIRILIR?
Vesayetin kaldırılması veya vasi değişikliği, farklı hukuki yollarla gerçekleşebilir. Aşağıda bu yollar ayrıntılı olarak açıklanmıştır:
IV.I. Vesayetin Kaldırılması (Kısıtlılığın Sona Ermesi)
Vesayet bazı hâllerde kaldırılabilir. Bu hâller aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır:
Hukuki Sebepler:
Kısıtlılık sebebinin ortadan kalkması, küçüğün ergin olması veya vesayet altına alınan kişinin ölümü hâlinde vesayet kaldırılır. Akıl hastalığının iyileşmesi, bağımlılıktan kurtulma veya cezanın infazının tamamlanması gibi durumlar, kısıtlılık sebebinin ortadan kalkması olarak kabul edilir.
Dava Süreci:
Vesayetin kaldırılması talebi, yine Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Mahkeme, kısıtlılık sebebinin ortadan kalktığını tespit etmek için sağlık kurulu raporu alabilir. Rapor olumlu çıkarsa vesayet kaldırılır. Bu süreç, vesayetin kurulması sürecine benzer şekilde işler.
IV.II. Vasi Değişikliği (Vasinin Görevden Alınması)
Vasi bazı hâllerde görevden alınabilir. Bu hâller aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır:
Görevden Alınma Sebepleri:
Vasi; görevini ağır surette savsaklaması, yetkilerini kötüye kullanması, güven sarsıcı davranışlarda bulunması, borç ödemeden acze düşmesi veya vesayet altındaki kişinin menfaatlerini tehlikeye düşürmesi (kusuru aranmaksızın) hâllerinde görevden alınır.
Usul:
İstek üzerine veya re’sen; ayırt etme gücüne sahip kısıtlı ya da her ilgili talepte bulunabilir. Vesayet makamı, sebebi öğrendiğinde re’sen de hareket edebilir. Mahkeme gerekli araştırmayı yapar ve vasiyi dinler. Ağır olmayan hâllerde vasiyi uyarır.
Geçici Önlemler:
Gecikmesinde tehlike varsa mahkeme, vasiye geçici olarak işten el çektirip kayyım atayabilir, mallarına ihtiyati haciz koyabilir veya tutuklanmasını isteyebilir. Bu önlemler, vesayet altındaki kişinin menfaatlerinin korunması amacına yöneliktir.
VI.III. Vasilikten Çekinme
Bazı kişiler vasilik görevini kabul etmeyebilir veya görev süresi dolmadan çekinebilir. Bu kişiler arasında altmış yaşını doldurmuş olanlar, bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları bulunanlar, dörtten çok çocuğun velisi olanlar, üzerinde başka bir vasilik görevi bulunanlar, Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, bakanlar, hâkimler ve savcılar yer alır.
VII. SONUÇ
Vesayet kurumu, Türk hukukunda kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin korunması için hayati öneme sahip bir müessesedir. Bu kurum kamusal nitelikte olup kişinin iradesine bağlı değildir. Mahkeme kararıyla kurulur ve Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yönetilir ve denetlenir. Vasi, kişinin kişiliğini ve malvarlığını korumakla yükümlüdür.
Vesayet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayan ciddi bir müdahale olduğundan, uygulanmasında orantılılık ilkesi ve kısıtlının menfaati her zaman ön planda tutulmalıdır. Vesayetin kaldırılması veya vasi değişikliği taleplerinde, kısıtlının haklarının etkin şekilde korunması için hukuki yardım alınması büyük önem taşımaktadır.
Günümüzde vesayet kurumu, kişinin kendi iradesiyle hareket etme hakkının korunması ve vesayetin son çare olarak kullanılması ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, vesayet yerine destekleyici karar alma mekanizmalarının geliştirilmesi ve uygulanması gündeme gelmektedir. Ancak mevcut hukuki düzenleme çerçevesinde vesayet kurumu, kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin korunması için önemli bir araç olmaya devam etmektedir.
Vesayet (Vasilik) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
SSS / FAQ
Vesayet; velayet altında olmayan küçüklerin ve belirli nedenlerle kısıtlanan kişilerin kişilik haklarının ve malvarlıklarının korunması için, mahkeme kararıyla kurulan koruma mekanizmasıdır. Vesayet altındaki kişi “kişi” olma vasfını korur; ancak bazı işlemleri yapma ehliyeti mahkeme kararına göre sınırlandırılabilir.
Vasilik, vesayet altına alınan kişinin temsilinin ve korunmasının vasi tarafından yürütülmesidir. Vasi, vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) tarafından atanır ve görevi kanunda belirlenen sınırlar içinde yerine getirir.
Vesayet davası, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır. Vesayetin kurulması, vasi atanması ve vesayetin kaldırılması gibi işlemler bu mahkemenin denetiminde yürür.
Şartlarına göre; kısıtlanacak kişi (istek üzerine vesayette), eşi, kanuni mirasçıları, Cumhuriyet Savcılığı ve ilgili kamu kurum/kuruluşları vesayet davası açabilir. Bazı mercilerin de vesayet makamına bildirim yükümlülüğü bulunur.
Vesayeti gerektiren başlıca hâller; küçüklük, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık/kötü yaşam tarzı/ kötü yönetim, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası ve istek üzerine vesayettir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddiasına dayalı vesayette mahkemece resmî sağlık kurulu raporu alınır. Rapor; ayırt etme gücü, hastalığın derecesi ve sürekliliği gibi hususları ortaya koyar. Şartlar oluşursa Sulh Hukuk Mahkemesi vesayet kararı verir ve vasi atar.
Savurganlık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı gibi sebeplerle kişinin kendisini veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi varsa ya da başkalarının güvenliği tehdit ediliyorsa vesayet uygulanabilir ve vasi atanabilir.
Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası alan kişiler, ceza süresince vesayet altına alınabilir. Cezayı infaz eden makamın durumu vesayet makamına bildirmesi gerekir. Ceza bitince vesayet sona erebilir.
Evet. İstek üzerine vesayette; yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık gibi sebeplerin varlığı ve kişinin işlerini gerektiği gibi yönetemediğinin ispatı aranır. Mahkeme gerekli görürse vesayet kurabilir.
Vasi; ergin, kısıtlı olmayan, kamu hizmetinden yasaklı olmayan, haysiyetsiz hayat sürmeyen ve menfaat çatışması bulunmayan kişiler arasından seçilir. Genellikle eş ve yakın hısımlar öncelikli değerlendirilir; uygun değilse kişinin/ana-babanın gösterdiği kişi veya şartları varsa kamuya yararlı dernekler de gündeme gelebilir.
Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler, menfaat çatışması bulunanlar ve vesayet daireleri hâkimleri vasi olamaz.
Vasi; vesayet altındaki kişinin kişiliğini ve malvarlığını korur, gerekli hukuki işlemlerde temsil eder, malvarlığına ilişkin kayıt/defter tutar ve işlemlerini mahkeme denetimine uygun şekilde yürütür. Görevin ihmali veya kötüye kullanılması hâlinde doğan zarardan sorumluluk gündeme gelebilir.
Taşınmaz alım-satımı, rehin, ödünç verme/borçlanma, kambiyo taahhüdü, uzun süreli kira, dava açma, sulh, tahkim, mirasın paylaştırılması gibi işlemler için vesayet makamı izni gerekebilir. Bazı işlemlerde denetim makamı izni de söz konusu olabilir.
Vasilik görevi kural olarak iki yıl için atanır. Mahkeme bu süreyi ikişer yıl uzatabilir. Dördüncü yılın sonunda vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.
Kısıtlılık sebebinin ortadan kalkması (örneğin iyileşme, bağımlılıktan kurtulma, cezanın bitmesi), küçüğün ergin olması veya kişinin ölümü hâllerinde vesayet kaldırılabilir. Kaldırma talebi Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülür ve gerekli görülürse sağlık kurulu raporu alınabilir.
Vasi; görevi ağır surette savsaklama, yetkileri kötüye kullanma, güven sarsıcı davranışlar, borç ödemede acze düşme veya (kusur aranmaksızın) kısıtlının menfaatlerini tehlikeye düşürme hâllerinde görevden alınabilir. İlgililer talepte bulunabilir; mahkeme re’sen de harekete geçebilir. Gecikmesinde sakınca varsa geçici önlemler ve kayyım atanması gündeme gelebilir.
Mahkeme vesayet kararı verirse, kararın kişinin yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilanı söz konusu olabilir. İlan, üçüncü kişilerin iyiniyetini etkileyebilir; ilandan önce yapılan işlemlerde iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması gündeme gelebilir.


