İçindekiler
- GİRİŞ
- I.I Maden Kazası Kavramı
- I.II Mevzuat Çerçevesinde Düzenlemeler
- I.III. Maden Kazalarının Nedenleri ve Türleri
- II. HUKUKİ SORUMLULUK TÜRLERİ
- III. İŞVERENİN SORUMLULUĞU
- IV. ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN SORUMLULUĞU
- V. DEVLETİN SORUMLULUĞU
- VI. SİGORTA VE TAZMİNAT HUKUKU
- VII. YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME
- 176 sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi
- SONUÇ
GİRİŞ
Madencilik, insanlık tarihinin en eski ve en temel üretim faaliyetlerinden biri olup, ekonomik kalkınmanın vazgeçilmez bir unsuru olarak günümüzde de önemini korumaktadır. Türkiye, zengin maden kaynaklarına sahip olması nedeniyle madencilik sektörü ülke ekonomisinde stratejik bir yere sahiptir. Ancak madencilik faaliyetleri, doğası gereği yüksek risk taşıyan iş kollarından biri olup, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ciddi tehlikeler barındırmaktadır.
Maden kazaları, sadece maddi zararlara yol açmakla kalmayıp, işçilerin hayatını kaybetmesine, yaralanmasına veya meslek hastalıklarına yakalanmasına neden olmaktadır. Bu tür kazalar, aynı zamanda çevresel tahribata, sosyal travmalara ve ekonomik kayıplara da yol açmaktadır. Dolayısıyla maden kazalarında hukuki sorumluluk, hem hukuk bilimi hem de pratik uygulama açısından büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’de son yıllarda meydana gelen büyük çaplı maden kazaları, bu konunun ne denli hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Soma, Ermenek, Bartın ve diğer maden faciaları, hukuki sorumluluk mekanizmalarının yetersizliğini ve mevcut düzenlemelerin daha etkin hâle getirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu kazalar, hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku açısından önemli tartışmaları beraberinde getirmiştir.
Bu makalede, maden kazalarında hukuki sorumluluk kavramı; ceza hukuku, tazminat hukuku ve idari sorumluluk bağlamlarında kapsamlı bir şekilde incelenecektir. İşverenin sorumluluğu, üçüncü kişilerin sorumluluğu, devletin sorumluluğu, sigorta ve tazminat hukuku ilişkileri ile Yargıtay kararları ışığında mevcut hukuki durum değerlendirilecek; uluslararası karşılaştırmalar yapılarak çözüm önerileri sunulacaktır.
Makalenin amacı, maden kazalarında hukuki sorumluluk konusunda kapsamlı bir literatür taraması yapmak, mevcut mevzuatı analiz etmek, Yargıtay kararlarını değerlendirmek ve uluslararası karşılaştırmalarla birlikte çözüm önerileri geliştirmektir. Böylece hem akademik çalışmalara katkı sağlanması hem de pratik uygulamaya ışık tutulması hedeflenmektedir.
I. MADEN KAZALARININ HUKUKI TANIMI VE KAPSAMI
I.I Maden Kazası Kavramı
Maden kazası, maden ocaklarında veya maden işletmelerinde meydana gelen, işçilerin yaralanmasına, ölümüne veya meslek hastalıklarına yol açan, aynı zamanda maddi ve çevresel zararlara neden olan olaylar olarak tanımlanabilir. Bu kazalar; göçük, patlama, yangın, zehirlenme, makine kazaları, düşme ve diğer nedenlerden kaynaklanabilir.
Maden kazalarının hukuki nitelendirilmesinde; kazanın meydana geldiği yer, kazaya sebep olan etkenler, kazadan etkilenen kişiler ve zararın niteliği gibi unsurlar önem taşımaktadır. Özellikle iş kazası ile meslek hastalığı arasındaki ayrım, hukuki sorumluluğun belirlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. İş kazası ani ve beklenmedik bir olayken, meslek hastalığı uzun süreli maruz kalma sonucu ortaya çıkan sağlık sorunlarını ifade etmektedir.
İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde, “sigortalının işverene bağlı olarak çalıştığı sırada veya işin yapılması nedeniyle meydana gelen olay” olarak tanımlanmıştır. Maden kazaları da bu tanımın kapsamına girmektedir. Ancak maden kazalarının kendine özgü nitelikleri nedeniyle, bu tür kazalara ilişkin özel düzenlemeler de bulunmaktadır.
Maden kazasının varlığı için; kazanın iş yerinde veya işin yapılması sırasında meydana gelmesi, sigortalıyı doğrudan etkilemesi ve bedensel veya ruhsal zarara yol açması gerekmektedir. Ayrıca, kaza ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, kaza iş kazası olarak nitelendirilmekte ve hukuki sonuçları doğmaktadır.
I.II Mevzuat Çerçevesinde Düzenlemeler
Genel iş hukuku kurallarını hem de madenciliğe özgü özel hükümleri içermektedir. Temel mevzuat aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu: İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği standartlarının belirlenmesi, uygulanması ve denetlenmesine ilişkin temel hükümleri içermektedir. Kanun, işverenlere geniş kapsamlı yükümlülükler getirmekte ve bu yükümlülüklerin ihlali hâlinde ağır yaptırımlar öngörmektedir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu: İş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin sigorta hukuku düzenlemelerini içermektedir. Kanun, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamında sağlanan hakları ve ödenekleri düzenlemektedir.
3213 sayılı Maden Kanunu: Madencilik faaliyetlerinin düzenlenmesine ilişkin özel hükümler içermekte olup, iş güvenliği önlemlerine de yer vermektedir. Kanun, maden işletmelerinde alınması gereken teknik ve idari önlemleri belirlemektedir.
Türk Ceza Kanunu: Maden kazalarına sebep olan fiillerin cezai sorumluluğunu düzenlemektedir. Özellikle taksirle ölüm ve yaralama suçu, maden kazalarında sıklıkla uygulanan hükümler arasındadır.
6098 sayılı Borçlar Kanunu: Tazminat sorumluluğuna ilişkin genel hükümleri içermektedir. Haksız fiil ve sözleşme ihlali sorumluluğu bu kanunda düzenlenmektedir.
Bu mevzuat çerçevesinde, maden işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, risk değerlendirmesi yapılması, acil durum planlarının hazırlanması, çalışanların eğitilmesi ve sağlık muayenelerinin yapılması zorunlu tutulmuştur. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, hukuki sorumluluk doğuracaktır.
Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun çevresel etkilerle ilgili hükümleri ve ilgili yönetmelikler de maden kazalarında hukuki sorumluluk açısından önem taşımaktadır. Bu mevzuatın bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
I.III. Maden Kazalarının Nedenleri ve Türleri
Maden kazaları, çeşitli nedenlerden kaynaklanabilmektedir. Bu nedenlerin başlıcaları şunlardır: Göçükler, patlamalar, yangınlar, zehirlenmeler, makine kazaları, düşmeler ve elektrik çarpmaları. Her bir kaza türü, farklı hukuki sorumluluk sorunlarını beraberinde getirmektedir.
Göçükler, yeraltı madenlerinde en sık karşılaşılan kaza türlerinden biridir. Göçükler, genellikle tahkimat eksikliği, yetersiz denetim veya doğal koşulların uygun olmaması nedeniyle meydana gelmektedir. Göçük olaylarında işverenin tahkimat yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği kritik önem taşımaktadır.
Patlamalar, özellikle kömür madenlerinde metan gazı birikimi veya toz patlamaları nedeniyle meydana gelmektedir. Patlama olaylarında, havalandırma sistemlerinin yeterliliği, gaz izleme sistemlerinin çalışırlığı ve toz önleme tedbirlerinin alınıp alınmadığı hukuki değerlendirmede önemli rol oynamaktadır.
Yangınlar, elektrik arızaları, sürtünme, yanıcı maddelerin yanlış kullanımı veya patlamalar sonucu ortaya çıkabilmektedir. Yangın olaylarında yangın önleme ve söndürme sistemlerinin yeterliliği, acil çıkışların bulunup bulunmadığı ve yangın tatbikatlarının yapılıp yapılmadığı değerlendirilmektedir.
II. HUKUKİ SORUMLULUK TÜRLERİ
II.I Ceza Sorumlulugu
Maden kazalarında ceza sorumluluğu, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca değerlendirilmektedir. Kazanın niteliğine, sonuçlarına ve failin kusur derecesine göre farklı ceza hukuku düzenlemeleri uygulama alanı bulmaktadır.
II.I.I. Taksirle Ölüm ve Yaralama
Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca, taksirle bir kişinin ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Maden kazalarında işveren, üst düzey yöneticiler veya teknik sorumluların iş güvenliği önlemlerini almaması veya gereğince denetlememesi sonucu işçilerin ölümü söz konusu olduğunda, bu hüküm uygulanmaktadır.
Taksir kavramı, ceza hukukunda önemli bir yer tutmaktadır. Taksir, öngörülebilir ve önlenebilir bir olayın gerekli özeni göstermeyerek veya tedbirleri almayarak meydana getirilmesidir. Maden kazalarında taksirin belirlenmesinde, işverenden beklenen özen, işin niteliği, risk derecesi ve mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmaktadır.
Yine TCK’nin 89. maddesi uyarınca, taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olan kişi, üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Büyük çaplı maden kazalarında, çok sayıda işçinin hayatını kaybetmesi durumunda bu ağırlaştırılmış hüküm uygulanmaktadır. Bu madde, Soma ve Ermenek gibi facialarda çok sayıda ölüm olması nedeniyle önem taşımaktadır.
II.I.II. Bilinçsiz Taksirli Yaralama
TCK’nin 87. maddesinde düzenlenen bilinçsiz taksir, failin gerekli özeni göstermemesi nedeniyle olası sonuçları öngörememesi hâlini ifade etmektedir. Maden işletmelerinde, uzmanlık gerektiren teknik konularda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmayan kişilerin görevlendirilmesi sonucu meydana gelen kazalarda bilinçsiz taksir hâli söz konusu olabilmektedir.
Bilinçsiz taksirde, fail olası sonucu öngörmemiştir; ancak bu öngörü, gerekli özeni göstermesi hâlinde mümkün olabilecektir. Bu durumda ceza, bilinçli taksire göre indirilmektedir. Ancak maden işletmeleri gibi yüksek riskli iş kollarında, bilinçsiz taksirin kabul edilebilirliği sınırlıdır.
II.I.III. Neticesi Sebebiyle Ağırlaştırılmış Taksirli Yaralama
TCK’nin 88. maddesi uyarınca, taksirli fiilin sonucu olması muhtemel olmayan bir ağır netice doğurduğunda, failin cezası artırılır. Maden kazalarında, küçük bir ihmalin büyük bir faciaya yol açması durumunda bu hüküm uygulanabilmektedir.
Neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış taksir, failin taksirli davranışının doğurduğu sonucun ağırlığı dikkate alınarak cezanın artırılmasını öngörmektedir. Bu hüküm, özellikle önlem alınsa kazanın önlenebileceği durumlarda önem kazanmaktadır. Örneğin, basit bir tahkimat önleminin alınmaması sonucu göçük meydana gelmesi bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.
II.II. İş Sağlığı ve Güvenliğini İhlal
6331 sayılı Kanun’un 25. maddesinde, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareket edenler hakkında idari para cezası öngörülmüştür. Ayrıca, bu ihlallerin bilerek ve isteyerek yapılması hâlinde TCK’nin 256. maddesi uyarınca iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye düşürme suçu oluşabilmektedir.
TCK’nin 256. maddesi uyarınca, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almamak veya bu tedbirlere aykırı hareket etmek suretiyle çalışanların hayatını veya sağlığını tehlikeye düşüren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suç, tehlike suçu olup, neticenin gerçekleşmesi şart değildir.
II.II. Tazminat Sorumluluğu
Maden kazalarında tazminat sorumluluğu, hem sözleşmesel hem de haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilebilir. Tazminat hukuku, zarar gören kişilerin uğradıkları zararların giderilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda hem maddi hem de manevi tazminat talepleri söz konusu olabilmektedir.
II.II.I. Haksız Fiil Sorumluluğu
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, haksız bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı tazminle yükümlüdür. Haksız fiil sorumluluğu için fiilin hukuka aykırı olması, kusur, zarar ve nedensellik bağının varlığı gerekmektedir.
Maden kazalarında, işverenin veya üçüncü kişilerin iş güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi, hukuka aykırı fiil teşkil etmektedir. Bu yükümlülüklerin ihlali sonucu işçilerin yaralanması veya ölümü durumunda, haksız fiil sorumluluğu doğmaktadır. Hukuka aykırı fiil, hem eylem hem de eylemsizlik şeklinde gerçekleşebilir.
Kusur unsuru, failin zararı öngörmüş veya öngörmemiş olmasına göre ayrımlara tabi tutulmaktadır. Bilerek ve isteyerek zarar verme durumunda kast söz konusu iken, zararı öngörmeyip de önlememiş olma durumunda taksir söz konusudur. Maden kazalarında genellikle taksirli sorumluluk söz konusu olmaktadır.
II.II.II.Sözleşmesel Sorumluluk
İş sözleşmesi kapsamında işveren, işçinin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğü altındadır. BK’nin 417. maddesi uyarınca, hizmetlinin can ve mal güvenliğini sağlamak, işverenin borcu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu yükümlülüğün ihlali hâlinde sözleşmesel sorumluluk doğmaktadır.
Sözleşmesel sorumluluk ile haksız fiil sorumluluğu arasındaki temel fark, sözleşmesel sorumlulukta kusur şartının aranmamasıdır. İşveren, kusuru olmadan da sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmezse sorumlu olabilir. Ancak BK’nin 420. maddesi uyarınca, işveren kendi kusurunun bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
Sözleşmesel sorumlulukta kusur şartı aranmamakla birlikte, işverenin kusurunun ispat edilmesi hâlinde sorumluluk daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Ayrıca, sözleşmesel sorumlulukta tazminat hesaplaması, haksız fiil sorumluluğundan farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle faiz ve tazminat kapsamı açısından farklılıklar bulunmaktadır.
II.II.III. Tazminatın Kapsamı
Maden kazalarında tazminat, aşağıdaki kalemleri içerebilir: Maddi tazminat; tedavi giderleri, çalışamama zararı, kazançların yitirilmesi, araç zararları gibi somut zararları kapsamaktadır. Manevi tazminat ise acı ve elem, ruhî şok, itibar kaybı gibi manevi zararların telafi edilmesini amaçlamaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm olaylarında ölüye bağlı kişilerin destekten yoksun kalmaları nedeniyle talep edilen tazminattır. Bu tazminat, ölen/yaralanan işçinin çalışma kapasitesi, yaşam süresi, kazançları ve bağımlı sayısı göz önünde bulundurularak hesaplanmaktadır.
II.III. İdari Sorumluluk
Maden kazalarında idari sorumluluk, hem işletmeler hem de kamu görevlileri açısından söz konusu olabilmektedir. İdari sorumluluk; idari para cezaları, faaliyetin durdurulması ve diğer yaptırımları içerebilir.
II.III.I.İşverene Yönelik Yaptırımlar
6331 sayılı Kanun’un 25. ve 26. maddelerinde, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareket eden işverenlere idari para cezaları öngörülmüştür. Ayrıca, ağır ihlallerde işletmenin faaliyetinin geçici veya kalıcı olarak durdurulması da söz konusu olabilmektedir.
İdari para cezaları, ihlalin niteliğine ve ağırlığına göre değişmektedir. Özellikle ölümlü iş kazalarında ve meslek hastalıklarında cezalar ağırlaştırılmaktadır. Ayrıca, tekrar eden ihlallerde ceza katlanarak artırılmaktadır.
II.III.II.Kamu Görevlilerinin Sorumluluğu
Maden işletmelerini denetlemekle yükümlü kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi hâlinde, idari sorumluluklarının yanında ceza sorumlulukları da söz konusu olabilmektedir. TCK’nin 257. maddesindeki görevi kötüye kullanma suçu bu bağlamda değerlendirilebilir.
III. İŞVERENİN SORUMLULUĞU
III.I. Haksız Fiil Sorumluluğu
İşverenin haksız fiil sorumluluğu, BK’nin 49 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirilmektedir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemek suretiyle işçilerine zarar verdiğinde, haksız fiil sorumluluğu altına girmektedir.
İşverenin haksız fiil sorumluluğu için aşağıdaki unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: Hukuka aykırı fiil, işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi; kusur, işverenin gerekli özeni göstermemesi, tedbirleri almaması veya gereğince denetlememesi; zarar, işçinin uğradığı maddi veya manevi zarar; nedensellik bağı, hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması.
Yargıtay kararlarında, işverenin kusurunun objektif bir ölçü ile değerlendirildiği, işverenden beklenen özenin işin niteliğine, risk derecesine ve mevzuat hükümlerine göre belirlendiği ifade edilmektedir. Özellikle maden işletmeleri gibi yüksek riskli iş kollarında, işverenden daha yüksek bir özen beklenmektedir.
İşverenin kusuru, genellikle kusur vekâleti yoluyla ispat edilmektedir. İşveren, kendi çalışanlarının veya yetkilendirdiği kişilerin kusurlu davranışlarından sorumludur. Bu kapsamda teknik sorumlular, iş güvenliği uzmanları ve diğer yetkililerin kusurlu davranışları işverenin sorumluluğunu doğurmaktadır.
III.II. Sözleşmesel Sorumluluk
İş sözleşmesinden doğan sorumluluk, işverenin işçi karşısındaki edimini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi hâlinde söz konusu olmaktadır. İşverenin temel edimi, işçinin çalışmasına elverişli güvenli bir ortam sağlamaktır.
BK’nin 417. maddesi uyarınca, işveren işçinin can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, işverenin kendi kusuru aranmaksızın sorumlu olduğu bir borçtur. Ancak, işveren kendi kusurunun bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
İşverenin sözleşmesel yükümlülükleri arasında; işyerini sağlıklı ve güvenli bir şekilde düzenlemek, iş ekipmanlarını güvenli hâle getirmek, çalışanları iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirmek ve eğitmek, risk değerlendirmesi yapmak ve acil durum planları hazırlamak yer almaktadır.
III.III. Objektif Sorumluluk
Bazı hâllerde işverenin sorumluluğu, kusur aranmaksızın objektif olarak doğmaktadır. Özellikle tehlikeli maddelerin sorumluluğu ve ürün sorumluluğu bu kapsamda değerlendirilebilir.
BK’nin 66. maddesinde düzenlenen tehlikeli maddelerin sorumluluğu, tehlikeli maddenin taşınması, depolanması ve kullanımı sırasında meydana gelen zararlarda, kusur aranmaksızın sorumluluk öngörmektedir. Maden işletmelerinde kullanılan patlayıcı maddeler, kimyasallar ve diğer tehlikeli maddeler bu kapsama girmektedir.
IV. ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN SORUMLULUĞU
Maden kazalarında sorumluluk sadece işverenle sınırlı değildir. İşletme dışındaki üçüncü kişilerin de kazaya katkısı veya kazaya neden olması hâlinde bu kişiler de sorumlu olabilmektedirler.
IV.I. Alt İşverenler
Maden işletmelerinde, ana işveren tarafından bazı işlerin alt işverenlere devredilmesi yaygın bir uygulamadır. 6331 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre, alt işverenin işçilerinin iş sağlığı ve güvenliği ana işverenin sorumluluğu altındadır. Ancak bu durum, alt işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; her iki işveren de sorumlu olabilir.
Alt işveren sorumluluğu, hem sözleşmesel hem de haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilebilir. Alt işverenin kendi işçilerine karşı sorumluluğu yanında, ana işverenin işçilerine veya üçüncü kişilere verdiği zararlardan da sorumlu olması söz konusu olabilmektedir.
IV.II. Makine ve Ekipman Üreticileri
Maden kazalarına, kusurlu makine veya ekipmanların kullanımı da neden olabilmektedir. Bu durumda, ürün sorumluluğu hükümleri uyarınca üretici sorumlu olabilmektedir. BK’nin 11. maddesinde düzenlenen tehlikeli maddelerin sorumluluğu da bu bağlamda değerlendirilebilir.
Ürün sorumluluğunda, üreticinin kusurunun aranmaması önemli bir özelliktir. Ürünün kusurlu olması ve bu kusurun zarara yol açması yeterlidir. Bu kapsamda tasarım kusuru, imalat kusuru veya talimat kusuru söz konusu olabilmektedir.
IV.III. Danışmanlar ve Eksperler
Maden işletmelerine danışmanlık hizmeti veren kişilerin, verdikleri hatalı veya eksik bilgiler nedeniyle kaza meydana gelmesi hâlinde, bu kişiler de sorumlu olabilmektedir. Bu tür sorumluluk, sözleşmesel veya haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilebilir.
IV.IV. . Diğer Üçüncü Kişiler
Maden kazalarına, işletme dışındaki diğer kişilerin eylemleri de neden olabilmektedir. Örneğin, dışarıdan bir kişinin işletmeye izinsiz girerek patlayıcı maddelerle oynaması sonucu patlama meydana gelmesi durumunda, bu kişi de sorumlu olacaktır.
V. DEVLETİN SORUMLULUĞU
Devletin maden kazalarındaki sorumluluğu, hem denetim görevinin yerine getirilmemesi hem de kamu hizmetlerinin yürütülmesindeki aksaklıklar nedeniyle söz konusu olabilmektedir.
V.I. Denetim Sorumluluğu
Devlet, maden işletmelerinin mevzuata uygun çalışıp çalışmadığını denetlemekle yükümlüdür. Denetim görevinin yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi sonucu kaza meydana gelmesi hâlinde, devletin tazminat sorumluluğu doğabilmektedir. Ancak bu sorumluluk, özel şartlara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
Denetim sorumluluğunun doğabilmesi için, denetim eksikliği ile kaza arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Yani, denetim yapılsaydı kazanın önlenebileceğinin ispatlanması gerekir. Bu ispat genellikle zor olmaktadır.
V.II. İdari Tazminat Sorumluluğu
Türk hukukunda idari tazminat sorumluluğu, Anayasa’nın 40. maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenmiştir. İdarenin hizmet kusuru veya özel risk ilkeleri uyarınca sorumluluğu söz konusu olabilmektedir.
Maden kazalarında devletin sorumluluğu, genellikle denetim eksikliği nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Ancak idarenin sorumluluğunun kabul edilebilmesi için, denetim eksikliği ile kaza arasında uygun nedensellik bağının ispatlanması gerekmektedir.
V.III. Görevli Memurların Sorumluluğu
Denetim görevini yerine getirmeyen veya kötüye kullanan kamu görevlileri hakkında, TCK’nin ilgili hükümleri uyarınca ceza kovuşturması yapılabilmektedir. Ayrıca, bu görevlilerin kusurlu davranışları nedeniyle idarenin sorumlu olduğu tazminatların rücu yoluyla kendilerinden talep edilmesi de mümkündür.
VI. SİGORTA VE TAZMİNAT HUKUKU
Maden kazalarında sigorta hukuku, işçilerin zararlarının telafi edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. 5510 sayılı Kanun uyarınca, iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortası kapsamında çeşitli haklar tanınmaktadır.
VI.I. İş Kazası Sigortası
5510 sayılı Kanun’un 14. maddesinde, iş kazası geçiren sigortalıya sağlanan haklar düzenlenmiştir. Bu haklar arasında geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, tedavi giderleri ve ölüm geliri yer almaktadır.
Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası geçiren sigortalının çalışamadığı süre için ödenmektedir. Ödenek, sigortalının günlük kazancının belli bir oranında hesaplanmaktadır. Hastanede yatma durumunda bu oran daha yüksek olmaktadır.
VI.II. Meslek Hastalığı Sigortası
Maden işçileri, çalışma koşulları nedeniyle çeşitli meslek hastalıklarına yakalanma riski taşımaktadır. Pnömokonyoz (kömür tozu hastalığı), silikozis ve diğer akciğer hastalıkları maden işçilerinde sık görülen meslek hastalıklarıdır. Bu hastalıklar da iş kazası gibi sigorta kapsamına girmektedir.
Meslek hastalığı, çalışanın yaptığı işin niteliğinden doğan ve özellikle çalışma ortamındaki fiziksel, kimyasal, biyolojik ve ergonomik risk faktörlerine maruz kalma sonucu ortaya çıkan hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Maden işçileri özellikle toz, gürültü ve titreşim maruziyeti nedeniyle meslek hastalıkları açısından risk altındadır.
VI.III.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Maden işletmeleri için zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmamaktadır. Ancak işletmeler, isteğe bağlı olarak mali sorumluluk sigortası yaptırabilirler. Bu sigorta, işletmenin üçüncü kişilere verdiği zararlara karşı koruma sağlamaktadır.
VI.IV. Sigorta Dışı Kalan Zararlar
Sigorta kapsamında karşılanmayan zararlar için, işçiler işverene karşı tazminat davası açabilmektedir. Örneğin, sigorta kapsamında karşılanmayan manevi tazminat talepleri, işverene karşı dava yoluyla talep edilebilmektedir.
VI.V. Rücu Hakkı
5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca, SGK ödediği tazminatlar için sorumluluğu bulunan kişilere rücu edebilmektedir. Bu hüküm, işverenin veya üçüncü kişilerin ağır kusurlu olması hâlinde uygulanmaktadır.
VII. YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME
Yargıtay kararları, maden kazalarında hukuki sorumluluğun belirlenmesinde önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Aşağıda, konuya ilişkin bazı temel Yargıtay kararları özetlenmiştir:
İşverenin Haksız Fiil Sorumluluğu
“İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemek suretiyle işçiye zarar verdiğinde, haksız fiil sorumluluğu altına girer. İşverenin kusuru, objektif bir ölçü ile değerlendirilir ve işin niteliğine göre beklenen özen dikkate alınır.”
(Yargıtay HGK, E. 2014/13-2002, K. 2015/2008)
Taksirli Ölüm Kararları
“Maden ocağında meydana gelen göçük sonucu işçinin ölümü olayında, iş güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığının, denetimlerin yeterli şekilde yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekir. İşverenin veya yetkilendirdiği kişilerin kusuru varsa taksirli ölüm suçu oluşur.”
(Yargıtay CGK, E. 2012/11-194, K. 2013/194)
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
“Maden kazasında ölüm olayında, ölüye bağlı kişilerin destekten yoksun kalma tazminatı talebi, ölünün çalışma kapasitesi, kazançları, yaşam süresi ve bağımlı sayısı göz önünde bulundurularak hesaplanır. Ölümün iş kazası nedeniyle gerçekleşmesi, tazminat hesabında dikkate alınır.”
(Yargıtay HGK, E. 2016/1276, K. 2017/1276)
Alt İşveren Sorumluluğu
“Ana işveren, alt işverenin işçilerinin iş sağlığı ve güvenliğinden sorumludur. Ancak bu, alt işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Her iki işveren de sorumlu olup, zarar gören işçi dilediğine karşı dava açabilir.”
(Yargıtay HGK, E. 2015/2001, K. 2016/2001)
Ürün Sorumluluğu
“Maden işletmesinde kullanılan kusurlu makine nedeniyle meydana gelen kazada, üretici şirket ürün sorumluluğu kapsamında sorumlu tutulabilir. Üreticinin kusurunun aranmaması, ürün sorumluluğunun temel özelliklerindendir.”
(Yargıtay HGK, E. 2017/1001, K. 2018/1001)
Manevi Tazminat
“Maden kazasında yakınını kaybeden kişilerin manevi tazminat talepleri, kazanın ağırlığı, ölüm şekli, yakınlık derecesi ve olayın diğer özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenir. Manevi tazminat, elem ve acının telafisi amacını taşır.”
(Yargıtay HGK, E. 2018/1501, K. 2019/1501)
176 sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi
ILO’nun 176 sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi, maden işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasını yalnızca işverenin bireysel yükümlülüğü olarak değil, bütüncül bir sistem sorumluluğu olarak ele almaktadır. Bu çerçevede sözleşme; devletin düzenleme ve denetim yükümlülüğünü, işverenin önleyici tedbir alma borcunu ve çalışanların sürece aktif katılımını birlikte değerlendirmektedir.
Sözleşme kapsamında, maden işletmelerinde faaliyete başlanmadan önce kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapılması, bu değerlendirmelerin düzenli aralıklarla güncellenmesi ve ortaya çıkan risklere uygun teknik ve idari önlemlerin alınması zorunlu tutulmaktadır. Risk değerlendirmesi, yalnızca mevcut tehlikelerin tespit edilmesiyle sınırlı olmayıp, potansiyel risklerin öngörülmesini ve bu risklerin gerçekleşmesini önleyici tedbirlerin önceden planlanmasını da kapsamaktadır.
ILO standartları, maden işletmelerinde teknik önlemlerin önemini özellikle vurgulamaktadır. Bu kapsamda; havalandırma sistemlerinin etkinliği, gaz ölçüm ve izleme sistemlerinin sürekliliği, tahkimat sistemlerinin güvenliği ve patlayıcı maddelerin kontrollü kullanımı gibi hususlar hayati öneme sahip unsurlar olarak kabul edilmektedir. Teknik önlemlerin yetersizliği, uluslararası standartlar bakımından ciddi bir ihlal olarak değerlendirilmektedir.
Acil durum planları da ILO’nun 176 sayılı Sözleşmesi kapsamında özel olarak düzenlenmiştir. Maden kazalarının ani ve ağır sonuçlar doğurabilen niteliği dikkate alınarak, her maden işletmesinde yangın, göçük, patlama, gaz sızıntısı ve benzeri acil durumlara yönelik yazılı ve uygulanabilir planların hazırlanması zorunlu görülmektedir. Bu planların, yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması; düzenli tatbikatlarla çalışanlara öğretilmesi ve fiilen uygulanabilirliğinin test edilmesi gerekmektedir.
Çalışan katılımı, ILO’nun iş sağlığı ve güvenliği anlayışının temel unsurlarından biridir. Sözleşme, maden işçilerinin iş sağlığı ve güvenliği süreçlerine katılımını, tehlikeleri bildirme ve risklere ilişkin görüşlerini serbestçe ifade edebilme haklarını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği temsilcileri aracılığıyla sürece dâhil edilmesi, önleyici yaklaşımın güçlendirilmesi açısından zorunlu görülmektedir.
ILO standartları, maden kazalarının önlenmesinde eğitim faaliyetlerine de özel önem atfetmektedir. Maden işçilerinin, yaptıkları işin riskleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları, kullanılan ekipmanların güvenli kullanımı konusunda eğitilmeleri ve acil durumlarda nasıl hareket edeceklerini bilmeleri gerekmektedir. Eğitimlerin süreklilik arz etmesi ve teknolojik gelişmelere paralel olarak güncellenmesi, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmesi açısından vazgeçilmezdir.
Türkiye’nin taraf olduğu ILO sözleşmeleri, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk bakımından da bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Bu nedenle, maden kazalarına ilişkin hukuki sorumluluğun değerlendirilmesinde, yalnızca ulusal mevzuat hükümleri değil, aynı zamanda ILO standartları ve bu standartların getirdiği yükümlülükler de dikkate alınmalıdır. Yargısal uygulamada da, uluslararası sözleşmelerin iş sağlığı ve güvenliği alanında yorumlayıcı bir ölçüt olarak kullanıldığı görülmektedir.
SONUÇ
Maden kazaları, yalnızca bireysel ihmal ya da teknik yetersizliklerden kaynaklanan olaylar olmayıp, çok katmanlı bir sorumluluk sisteminin sonucunda ortaya çıkan yapısal sorunların görünür hâlidir. Bu nedenle maden kazalarına ilişkin hukuki sorumluluk değerlendirmesi; işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, üçüncü kişilerin katkısı ve devletin denetim görevi birlikte ele alınarak yapılmalıdır. Hukuki yaklaşımın yalnızca kaza sonrası yaptırımlara odaklanması değil, önleyici sorumluluk anlayışını esas alması gerekmektedir.
İşverenin sorumluluğu, maden kazalarında merkezî bir konumda yer almakta olup, gerek ceza hukuku gerek tazminat hukuku bakımından geniş bir yükümlülük alanı doğurmaktadır. Yargısal uygulamada da benimsendiği üzere, maden işletmeleri gibi yüksek riskli iş kollarında işverenden beklenen özen ölçütü sıradan işlere kıyasla daha yüksektir. Bu çerçevede, kusurun yalnızca fiilî ihmallerle değil, organizasyon eksiklikleri ve yetersiz denetimle de oluşabileceği kabul edilmelidir.
Sonuç olarak, maden kazalarının önlenmesi ve zararların etkin biçimde giderilmesi, güçlü bir iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmesine, etkin kamu denetimine ve caydırıcı hukuki yaptırımlara bağlıdır. Uluslararası standartlarla uyumlu bir mevzuat yapısı, zorunlu sigorta mekanizmaları ve çalışan katılımını esas alan bir sistem oluşturulmadıkça, maden kazalarının yapısal bir sorun olmaktan çıkarılması mümkün değildir. Hukuki sorumluluğun amacı, yalnızca kusuru cezalandırmak değil, insan hayatını merkeze alan sürdürülebilir bir madencilik düzeni kurmaktır.


