Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda ortak irade göstermesiyle yürütülen özel bir boşanma yoludur. Çekişmeli boşanma davalarına göre daha kısa sürede sonuç alınabilmesi, uygulamada bu dava türünü oldukça tercih edilir hale getirmektedir. Ancak anlaşmalı boşanmanın hızlı sonuçlanması, protokolün basit veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Aksine, anlaşmalı boşanma protokolü tarafların boşanma sonrası hukuki ve mali durumunu doğrudan belirleyen son derece önemli bir belgedir. Bu protokolde nafaka, tazminat, velayet, çocukla kişisel ilişki, mal paylaşımı, ziynet eşyaları, ortak borçlar ve tarafların birbirinden talep edip etmeyeceği haklar açıkça düzenlenir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan her ifade, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra taraflar bakımından bağlayıcı sonuçlar doğurabilir.

Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, tarafların internetten bulunan standart bir anlaşmalı boşanma protokolü örneğini kullanarak boşanması ve daha sonra nafaka, tazminat, ziynet eşyası veya mal paylaşımı konusunda hak kaybı yaşamasıdır. Oysa her evlilik, her malvarlığı ilişkisi, her çocuk düzenlemesi ve her boşanma süreci kendine özgüdür. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünün mutlaka somut olaya uygun, açık, uygulanabilir ve ileride uyuşmazlık doğurmayacak şekilde hazırlanması gerekir.

Anlaşmalı boşanma protokolü örneği, mal paylaşımı, nafaka, velayet ve tazminat hükümleriyle birlikte sayfanın alt kısmında yer almaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hukuki Önemi

Boşanma, tarafların yalnızca kendi aralarında anlaşmasıyla gerçekleşmez. Türk hukukunda evliliğin sona ermesi için aile mahkemesi tarafından boşanma kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gerekir. Anlaşmalı boşanma davasında ise mahkeme, tarafların yalnızca boşanmak isteyip istemediğine değil, aynı zamanda boşanmanın mali ve kişisel sonuçları konusunda gerçekten anlaşıp anlaşmadıklarına da bakar.

Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçlarında tam olarak anlaşması, bu anlaşmanın protokol haline getirilmesi ve tarafların hâkim huzurunda serbest iradeleriyle bu protokolü kabul ettiklerini beyan etmeleri gerekir.

Burada en kritik nokta, protokolün yalnızca boşanma iradesini değil, boşanmanın bütün sonuçlarını düzenlemesidir. Hâkim, tarafların iradelerinin serbestçe oluştuğunu tespit ettikten ve protokolü uygun bulduktan sonra boşanmaya karar verir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte protokol hükümleri de taraflar açısından güçlü bir bağlayıcılık kazanır.

Bu nedenle protokolde “nafaka talebim yoktur”, “maddi ve manevi tazminat talebim bulunmamaktadır”, “ziynet eşyası alacağım yoktur”, “mal rejiminden kaynaklı herhangi bir talebim bulunmamaktadır” veya “taraflar birbirlerini ibra etmiştir” gibi ifadeler kullanılırken son derece dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu tür hükümler, boşanma sonrasında yeni dava açma imkânını ciddi şekilde sınırlayabilir.


Anlaşmalı Boşanma Sonrası Yeni Dava Açma İmkânı

Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra yeni bir dava açılıp açılamayacağı, öncelikle protokolde ilgili hakkın nasıl düzenlendiğine bağlıdır. Eğer taraflar protokolde belirli bir haktan açıkça feragat etmişse veya o konuda birbirlerinden herhangi bir talepleri olmadığını beyan etmişse, sonradan aynı konuda dava açılması kural olarak mümkün olmayacaktır.

Örneğin taraflardan biri anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası talep etmediğini açıkça belirtmişse, boşanma kararı kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası talep etmesi çoğu durumda mümkün olmaz. Çünkü yoksulluk nafakası, eşin kişisel mali hakkıdır ve boşanma sırasında bu haktan serbest iradeyle feragat edilmesi halinde sonradan aynı hakka dayanılması hukuken sorunlu hale gelir.

Aynı durum maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından da geçerlidir. Taraflar protokolde birbirlerinden maddi veya manevi tazminat talep etmediklerini beyan etmişse, boşanma sonrasında boşanma sebebine dayalı olarak yeniden tazminat davası açılması kural olarak mümkün olmayacaktır. Yargıtay uygulamasında da anlaşmalı boşanmanın, tarafların boşanmanın mali sonuçlarını birlikte tasfiye ettikleri bir dava türü olduğu kabul edilmektedir.

Mal paylaşımı ve ziynet eşyaları bakımından ise protokolde kullanılan ifade daha da önemlidir. Eğer protokolde tarafların mal rejiminden doğan haklarını tamamen tasfiye ettikleri, birbirlerinden başkaca hak ve alacak talepleri bulunmadığı veya ziynet eşyalarına ilişkin herhangi bir alacaklarının olmadığı yazılmışsa, sonradan mal paylaşımı ya da ziynet alacağı davası açılması güçleşebilir. Buna karşılık protokolde bu haklar açıkça saklı tutulmuşsa, boşanma sonrasında ayrı dava açılması mümkün olabilir.

Bu sebeple protokolde “tarafların mal rejiminden kaynaklanan dava ve talep hakları saklıdır”, “ziynet eşyalarına ilişkin haklar saklıdır” veya “taraflar mal paylaşımı konusunda ayrıca dava açma haklarını saklı tutmaktadır” gibi açık hükümler yer alması, ileride doğabilecek hak kayıplarının önüne geçebilir.


Nafaka, Tazminat ve Mal Paylaşımında Protokolün Bağlayıcılığı

Anlaşmalı boşanma protokolünde en fazla hata yapılan alanların başında nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gelir. Taraflar çoğu zaman hızlı boşanabilmek için bazı haklarından vazgeçmekte, ancak bu feragatin ileride nasıl sonuçlar doğuracağını yeterince değerlendirmemektedir.

Yoksulluk nafakası bakımından, protokolde açıkça nafaka talep edilmediği belirtilmişse, boşanma sonrası yeniden yoksulluk nafakası istenmesi kural olarak mümkün değildir. Çünkü bu nafaka türü, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin talep edebileceği bir haktır ve taraf bu hakkını boşanma sırasında kullanmamış ya da açıkça feragat etmişse, sonradan geri dönmesi çoğu zaman kabul edilmez.

Maddi ve manevi tazminat açısından da aynı dikkat gereklidir. Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen taraf maddi tazminat; kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir. Ancak anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar tazminat taleplerinin olmadığını belirtmişse, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aynı boşanma sebebine dayanılarak tazminat istenmesi hukuken zayıflar.

Mal paylaşımı ise çoğu zaman anlaşmalı boşanma protokolünde yeterince açık düzenlenmemektedir. Oysa evlilik içinde edinilen taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, şirket hisseleri, kredi borçları ve diğer malvarlığı değerleri bakımından tarafların hakları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Protokolde bu konular açıkça tasfiye edilmişse, sonradan dava açılması engellenebilir. Ancak hiç düzenleme yapılmamışsa veya haklar açıkça saklı tutulmuşsa, mal rejiminin tasfiyesi davası gündeme gelebilir.

Ziynet eşyaları bakımından da aynı şekilde dikkatli olunmalıdır. Düğünde takılan altınlar, bilezikler, ziynet setleri, para ve benzeri değerler protokolde açıkça düzenlenmelidir. “Ziynet alacağım yoktur” veya “tarafların birbirinden başkaca alacağı bulunmamaktadır” gibi geniş ifadeler, ileride ziynet alacağı davası açılmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle ziynet eşyaları konusunda talep varsa açıkça yazılmalı, talep saklı tutulacaksa bu durum tereddütsüz şekilde belirtilmelidir.


Çocuklara İlişkin Haklar ve İştirak Nafakası İstisnası

Anlaşmalı boşanma protokolünün bağlayıcılığı güçlü olmakla birlikte, çocuklara ilişkin haklar bakımından farklı bir değerlendirme yapılır. Çünkü çocukların velayeti, kişisel ilişki düzeni ve iştirak nafakası yalnızca anne ve babanın serbestçe tasarruf edebileceği konular değildir. Bu alanlarda çocuğun üstün yararı esastır.

İştirak nafakası, anne veya babanın kişisel hakkı değil, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve yaşam giderlerine ilişkin bir haktır. Bu nedenle tarafların protokolde iştirak nafakası talep etmemesi veya düşük bir iştirak nafakası belirlemesi, çocuğun ileride artan ihtiyaçları doğrultusunda nafakanın artırılmasını istemeye engel değildir.

Çocuğun yaşı, eğitim giderleri, sağlık ihtiyaçları, ekonomik koşullar, enflasyon, anne ve babanın gelir durumu ve yaşam standardı değiştikçe iştirak nafakasının artırılması talep edilebilir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde iştirak nafakası düzenlenmiş olsa bile, ileride çocuğun ihtiyaçları gerektiriyorsa nafaka artırım davası açılması mümkündür.

Velayet ve kişisel ilişki bakımından da mahkeme, tarafların anlaşmasıyla tamamen bağlı değildir. Hâkim, protokoldeki düzenlemenin çocuğun üstün yararına aykırı olduğunu değerlendirirse değişiklik yapılmasını isteyebilir. Boşanma sonrasında şartlar değişirse velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi veya iştirak nafakasının artırılması gibi davalar gündeme gelebilir.


Anlaşmalı Boşanmanın Çekişmeli Boşanmaya Dönüşmesi

Anlaşmalı boşanma, tarafların ortak iradesine dayanır. Bu ortak iradenin boşanma kararı kesinleşinceye kadar korunması gerekir. Taraflardan biri karar kesinleşmeden önce protokoldeki iradesinden dönerse, dava artık anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılamaz.

Bu durumda dava çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir. Tarafların kusur durumları, delilleri, iddiaları, savunmaları, nafaka ve tazminat talepleri mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilir. Daha önce hazırlanmış olan protokol ise anlaşmalı boşanma şartları ortadan kalktığı için bağlayıcı niteliğini kaybedebilir.

Bu nedenle protokol imzalanmış olsa bile, boşanma kararının kesinleşmesine kadar tarafların iradesinin değişebileceği unutulmamalıdır. Anlaşmalı boşanmanın gerçekten sonuç doğurması için yalnızca protokolün imzalanması değil, mahkeme kararının verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gerekir.


Protokolde Saklı Tutulan Hakların Önemi

Anlaşmalı boşanma protokolünde bazı hakların saklı tutulması, ileride açılacak davalar bakımından belirleyici olabilir. Taraflar boşanma sırasında mal paylaşımı, ziynet eşyaları, şirket hisseleri, taşınmazlar, araçlar veya ortak borçlar konusunda henüz tam bir anlaşmaya varmamış olabilir. Bu durumda protokolde bu konuların açıkça saklı tutulması gerekir.

Örneğin “tarafların mal rejiminden kaynaklanan hakları saklıdır” şeklindeki bir hüküm, boşanma sonrasında mal rejiminin tasfiyesi davası açma imkânını koruyabilir. Benzer şekilde “ziynet eşyalarına ilişkin dava ve talep hakları saklıdır” ifadesi, ziynet alacağı bakımından ileride dava açılabileceğini gösterebilir.

Ancak saklı tutma hükümleri belirsiz, muğlak veya yoruma açık yazılmamalıdır. Protokolde hangi hakkın saklı tutulduğu açıkça belirtilmelidir. Aksi halde ileride taraflar arasında protokolün kapsamı konusunda yeni uyuşmazlıklar çıkabilir.


Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken temel amaç yalnızca boşanmayı sağlamak olmamalıdır. Asıl amaç, boşanma sonrasında tarafların ve varsa çocukların hukuki durumunu açık, güvenli ve uygulanabilir şekilde düzenlemektir.

Bu nedenle protokolde nafaka, tazminat, velayet, kişisel ilişki, ziynet eşyaları, mal paylaşımı, ortak borçlar, kredi ödemeleri, taşınmazlar, araçlar ve banka hesapları gibi konular somut şekilde ele alınmalıdır. Tarafların birbirinden herhangi bir talebi bulunmadığı yazılacaksa, bu ifadenin hangi hakları kapsadığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Özellikle “taraflar birbirlerini ibra etmiştir” veya “tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacak talebi yoktur” gibi geniş kapsamlı hükümler, bilinçsiz şekilde kullanılmamalıdır. Çünkü bu tür ifadeler sonradan açılabilecek mal rejimi, ziynet, tazminat veya alacak davalarını etkileyebilir.

İnternetten indirilen standart protokol örnekleri çoğu zaman tarafların gerçek durumunu karşılamaz. Çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki düzeni; malvarlığı varsa paylaşım; ekonomik fark varsa nafaka; kusurlu davranışlar varsa tazminat; düğün takıları varsa ziynet konusu ayrıca ve dikkatle düzenlenmelidir.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma davasının en önemli belgesidir. Bu protokol yalnızca eşlerin boşanmak istediğini göstermez; aynı zamanda boşanma sonrasında nafaka, tazminat, velayet, kişisel ilişki, mal paylaşımı ve ziynet eşyaları gibi birçok konuda tarafların geleceğini belirler.

Boşanma kararı kesinleştikten sonra yeni dava açılıp açılamayacağı, büyük ölçüde protokolde ilgili hakkın nasıl düzenlendiğine bağlıdır. Yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı ve ziynet eşyaları bakımından açık feragat veya ibra hükümleri varsa, sonradan dava açılması ciddi şekilde zorlaşabilir. Buna karşılık çocuklara ilişkin iştirak nafakası, velayet ve kişisel ilişki gibi konularda çocuğun üstün yararı gereği sonradan değişiklik yapılması mümkündür.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken hızlı boşanma isteğiyle hareket edilmemeli; her hükmün ileride doğuracağı hukuki sonuçlar dikkatle değerlendirilmelidir. Eksik, belirsiz veya hatalı düzenlenen bir protokol, boşanma sonrasında telafisi güç hak kayıplarına neden olabilir.


Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü

Anlaşmalı boşanma protokolü; eşlerin boşanma, nafaka, tazminat, velayet, kişisel ilişki, mal paylaşımı ve ziynet eşyaları gibi konularda vardıkları anlaşmayı gösteren en önemli belgedir. Aşağıdaki örnek protokol genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Anlaşmalı boşanma davasında yalnızca eşlerin boşanmak istemesi yeterli değildir. Tarafların boşanmanın mali ve kişisel sonuçları üzerinde de tam olarak anlaşmış olmaları gerekir. Bu anlaşma, mahkemeye sunulacak bir anlaşmalı boşanma protokolü ile yazılı hale getirilir.

Protokolde yer alan hükümler, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra taraflar açısından bağlayıcı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle internetten indirilen standart bir protokolün doğrudan kullanılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Özellikle nafaka, tazminat, ziynet eşyaları, çocukların velayeti ve mal paylaşımı gibi konular her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Önemli Uyarı: Aşağıdaki örnek anlaşmalı boşanma protokolü yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Her boşanma dosyasında tarafların ekonomik durumu, çocukların yaşı, malvarlığı, borçlar, ziynet eşyaları ve nafaka ihtiyacı farklıdır. Bu nedenle protokol imzalanmadan önce hukuki destek alınması önerilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Neden Önemlidir?

Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma davasının temelini oluşturur. Mahkeme, tarafların bu protokolde yer alan hükümleri özgür iradeleriyle kabul edip etmediğini değerlendirir. Hâkim, tarafları bizzat dinler ve protokol hükümlerinin özellikle çocukların üstün yararına uygun olup olmadığını inceler.

Protokolde nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası, ziynet eşyaları, mal rejimi ve diğer haklar açık şekilde düzenlenmelidir. “Tarafların birbirinden hiçbir talebi yoktur” gibi geniş ifadeler, ileride açılabilecek dava ve talepleri etkileyebilir.

ÖRNEK ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ

İşbu protokol, aşağıda kimlik bilgileri yazılı taraflar arasında, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi kapsamında açılacak veya anlaşmalı olarak devam edecek boşanma davasında mahkemeye sunulmak üzere düzenlenmiştir.

1. Taraflar

Davacı / Eş:
T.C. Kimlik No:
Adres:

Davalı / Eş:
T.C. Kimlik No:
Adres:

2. Boşanma Konusunda Anlaşma

Taraflar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, ortak hayatın devamının kendileri açısından mümkün olmadığını ve Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmayı kabul ettiklerini beyan ederler.

Taraflar, mahkeme huzurunda bizzat dinlenmeyi ve işbu protokol hükümlerini serbest iradeleriyle kabul ettiklerini beyan etmeyi kabul ederler.

3. Velayet

Tarafların müşterek çocuğu/çocukları velayetinin anneye/babaya bırakılması hususunda taraflar anlaşmışlardır.

Velayet hakkını kullanacak taraf, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve gelişim ihtiyaçlarını gözetmeyi; diğer taraf ise çocuğun üstün yararına uygun şekilde kişisel ilişki kurulmasına engel olmamayı kabul eder.

4. Çocukla Kişisel İlişki

Velayet kendisine bırakılmayan taraf ile müşterek çocuk arasında her ayın günleri, saat ile saat arasında kişisel ilişki kurulacaktır.

Dini bayramlar, resmi tatiller, ara tatil ve yaz tatili dönemlerinde kişisel ilişki ayrıca tarafların mutabakatı ve çocuğun üstün yararı dikkate alınarak uygulanacaktır.

5. İştirak Nafakası

Velayet kendisine bırakılmayan taraf, müşterek çocuk için aylık TL iştirak nafakasını her ayın günü velayet hakkını kullanan tarafa ödemeyi kabul eder.

İştirak nafakasının çocuğun hakkı olduğu, çocuğun eğitim, sağlık, bakım ve sosyal ihtiyaçlarının değişmesi halinde yasal şartlar çerçevesinde nafakanın artırılmasının talep edilebileceği taraflarca bilinmektedir.

6. Yoksulluk Nafakası

Taraflardan , diğer taraf lehine aylık TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul eder.

Alternatif olarak; taraflar birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmediklerini ve bu konuda karşılıklı olarak anlaştıklarını beyan ederler.

7. Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar, boşanma nedeniyle birbirlerinden maddi veya manevi tazminat talep etmediklerini beyan ederler.

Alternatif olarak; taraflardan , diğer tarafa TL maddi/manevi tazminat ödemeyi kabul eder. Bu ödeme tarihinde ve yöntemiyle yapılacaktır.

8. Ziynet Eşyaları

Taraflar, ziynet eşyalarına ilişkin olarak birbirlerinden herhangi bir hak ve alacak talepleri bulunmadığını beyan ederler.

Alternatif olarak; ziynet eşyalarına ilişkin dava ve talep hakları saklı tutulmuştur. Taraflar, bu konuda ayrıca anlaşma veya dava yoluna başvurma haklarının bulunduğunu kabul ederler.

9. Mal Rejimi ve Mal Paylaşımı

Taraflar, evlilik birliği içinde edinilmiş mallara ilişkin olarak birbirlerinden herhangi bir mal rejimi alacağı, katılma alacağı, değer artış payı alacağı veya katkı payı alacağı talep etmediklerini beyan ederler.

Alternatif olarak; tarafların mal rejiminden kaynaklanan dava ve talep hakları saklıdır. İşbu protokol, mal rejiminin tasfiyesi bakımından feragat veya ibra niteliğinde değildir.

10. Ev Eşyaları ve Ortak Borçlar

Taraflar, ev eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşmış olup, birbirlerinden bu konuda başkaca bir talepleri bulunmadığını beyan ederler.

Taraflar, ortak borçlar, kredi ödemeleri, banka borçları veya diğer mali yükümlülükler bakımından aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır:

11. Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti

Taraflar, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda birbirlerinden herhangi bir talepte bulunmayacaklarını, her tarafın kendi yaptığı masraflara katlanacağını kabul ederler.

12. Protokolün Kabulü

Taraflar, işbu protokolü okuyup anladıklarını, hiçbir baskı, tehdit veya yanılgı altında kalmaksızın serbest iradeleriyle imzaladıklarını kabul ve beyan ederler.

İşbu protokol tarihinde, nüsha olarak düzenlenmiş ve taraflarca imzalanmıştır.

Davacı / Eş
Ad Soyad:
İmza:

Davalı / Eş
Ad Soyad:
İmza:

Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü Kullanılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Örnek anlaşmalı boşanma protokolü, taraflara genel bir fikir verebilir; ancak her dosyada doğrudan kullanılmaya uygun değildir. Özellikle çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki düzeni, tarafların gelir durumu farklıysa nafaka, evlilik içinde edinilmiş malvarlığı varsa mal rejimi, düğün takıları mevcutsa ziynet eşyaları ayrıca değerlendirilmelidir.

Protokolde kullanılan her kelime, boşanma sonrasında açılabilecek davalar bakımından önem taşır. Tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacak talebi bulunmadığına ilişkin geniş kapsamlı hükümler, ileride mal paylaşımı, ziynet alacağı, nafaka veya tazminat taleplerini zorlaştırabilir. Bu nedenle haklardan feragat edilip edilmediği açık ve bilinçli şekilde belirlenmelidir.

Buna karşılık bazı hakların ileride ileri sürülmesi isteniyorsa, protokolde bu hakların açıkça saklı tutulması gerekir. Örneğin mal rejimi, ziynet eşyaları veya belirli alacaklar konusunda sonradan dava açılması düşünülüyorsa, protokolde bu hususun tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılması önemlidir.

Bu sayfada yer alan örnek anlaşmalı boşanma protokolü genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olayın koşulları farklı olduğundan, protokol imzalanmadan önce uzman bir avukattan destek alınması tavsiye edilir.