Evlilik vaadiyle kandırılarak taşınmaz devredilmesi, uygulamada en ağır sonuç doğuran irade sakatlığı hallerinden biridir. Özellikle duygusal ilişki, nişanlılık, birlikte yaşama veya evlilik hazırlığı sürecinde bir kişinin diğer tarafa güvenerek tapu devretmesi, araç vermesi, para aktarması veya yüksek değerli malvarlığı transferinde bulunması mümkündür. Ancak bu devirlerin arkasında gerçek bir evlilik iradesi değil de karşı tarafın malvarlığı elde etme amacı bulunuyorsa, hukuken hile nedeniyle tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.

Türk Borçlar Kanunu’na göre kişinin bir sözleşmeyle bağlı olabilmesi için iradesinin sağlıklı, özgür ve gerçeğe uygun biçimde oluşması gerekir. Hata, hile veya korkutma gibi irade sakatlığı halleri söz konusu olduğunda, kişi normal şartlarda yapmayacağı bir hukuki işlemi yapmış olabilir. Bu durumda görünürde geçerli olan satış, bağış veya devir işlemi, gerçekte sakatlanmış bir iradeye dayanıyorsa iptal edilebilir.

Evlilik vaadiyle tapu devri de tam olarak bu noktada önem kazanır. Kişi, karşı tarafla evleneceğine inanarak taşınmazını devretmiş; fakat kısa süre sonra karşı taraf ilişkiyi sonlandırmış, evlilikten kaçınmış veya baştan itibaren malvarlığı elde etme amacıyla hareket etmişse, bu işlem sıradan bir hediye veya bağış olarak değerlendirilemez. Somut olayın özelliklerine göre aldatma, hile ve irade fesadı iddiası ileri sürülebilir.

Evlilik Vaadiyle Kandırılma Nedir?

Evlilik vaadiyle kandırılma, bir kişinin karşı tarafın evlilik düşüncesine güvenerek malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması; ancak karşı tarafın gerçekte evlenme niyeti taşımadan bu güveni kötüye kullanmasıdır.

Bu durum çoğu zaman tapu devri, araç devri, ziynet eşyası verilmesi, banka havalesi, kredi çekilmesi, borç üstlenilmesi veya ortak yaşam kurulacağı inancıyla yapılan ekonomik katkılar şeklinde ortaya çıkar.

Burada her ayrılık veya her bozulan nişan doğrudan hile anlamına gelmez. Hukuken önemli olan nokta, karşı tarafın baştan itibaren veya devir sürecinde aldatma kastıyla hareket edip etmediğidir. Yani kişi gerçekten evlenme iradesi taşıyor muydu, yoksa evlilik vaadini yalnızca taşınmaz, para, araç veya ekonomik menfaat elde etmek için mi kullandı? Davanın kaderini belirleyen temel soru budur.

Evlilik Vaadiyle Tapu Devri Geri Alınabilir mi?

Evet, şartları varsa evlilik vaadiyle devredilen tapunun geri alınması mümkündür. Ancak bunun için dava açan tarafın, taşınmaz devrinin gerçek bir satış, bağış veya olağan hediye olmadığını; karşı tarafın evlilik vaadiyle kendisini aldattığını ve bu aldatma nedeniyle tapu devrini yaptığını ispat etmesi gerekir.

Bu tür davalarda genellikle hile nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılır. Davacı, tapuda yapılan devir işleminin görünürde satış veya başka bir işlem gibi gösterildiğini; fakat gerçekte iradesinin evlilik vaadiyle sakatlandığını ileri sürer.

Eğer mahkeme, tapu devrinin aldatma sonucu gerçekleştiği kanaatine varırsa, devredilen taşınmazın tapu kaydının iptaliyle tekrar davacı adına tesciline karar verebilir. Bu, hukuki anlamda işlemin hiç yapılmamış gibi sonuç doğurmasını sağlar.

TBK m.36 Kapsamında Hile ve Aldatma

Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesi, aldatma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmama halini düzenler. Buna göre taraflardan biri, diğer tarafın aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir.

Bu hüküm son derece önemlidir. Çünkü hile halinde aldatılan kişinin yanılmasının mutlaka esaslı olması aranmaz. Kanun koyucu, karşı tarafı bilerek yanıltan kişinin korunmasını istememiştir. Dolayısıyla hile ile yapılan sözleşmelerde asıl mesele, aldatma fiilinin ve bu fiille hukuki işlem arasındaki bağlantının ispatlanmasıdır.

Evlilik vaadiyle tapu devrinde de davacı, “Ben bu taşınmazı normal şartlarda devretmezdim; karşı tarafın evlilik vaadine ve ortak hayat kurma beyanlarına güvenerek devrettim” iddiasını ortaya koyar. Mahkeme de tarafların ilişki sürecini, devir tarihini, devirden sonraki davranışları, yaş farkını, ekonomik durumu, tanık anlatımlarını ve hayatın olağan akışını birlikte değerlendirir.

Hile Nedeniyle Tapu İptal Davasında Aranan Şartlar

Hile nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında üç temel unsur öne çıkar: aldatma fiili, aldatma kastı ve illiyet bağı.

Aldatma fiili, karşı tarafın kişiyi gerçek dışı beyanlarla veya gizlediği önemli hususlarla yanıltmasıdır. Evlilik vaadiyle tapu devrinde bu fiil; evlilik hazırlığı yapıldığı izlenimi yaratmak, ortak gelecek kurulacağına inandırmak, duygusal bağlılığı kullanmak veya malvarlığı devrini evlilik şartı gibi göstermek şeklinde ortaya çıkabilir.

Aldatma kastı, karşı tarafın bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı davranmasıdır. Yani kişinin amacı gerçekten evlenmek değil, karşı tarafın güvenini kullanarak taşınmaz veya ekonomik menfaat elde etmekse, aldatma kastından söz edilebilir.

İlliyet bağı ise aldatma ile tapu devri arasındaki nedensellik ilişkisidir. Davacı, eğer evlilik vaadi ve aldatma olmasaydı tapuyu devretmeyeceğini veya aynı şartlarla devretmeyeceğini ortaya koymalıdır. Mahkeme burada yalnızca tarafların sözlerine değil, somut olayın bütününe bakar.

Yargıtay’ın Evlilik Vaadiyle Tapu Devri Konusundaki Yaklaşımı

Yargıtay uygulamasında evlilik vaadiyle yapılan taşınmaz ve araç devirleri, somut olayın özelliklerine göre hile kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2013/2023 Esas, 2013/16950 Karar sayılı kararında; yaşlı davacının, aralarında yaş farkı bulunan davalı ile tanıştığı, evlenme beklentisi içinde olduğu, taşınmaz paylarını devrettiği ve yaşlılığından yararlanılarak hata ve hileye düşürüldüğünü ileri sürdüğü olayda, mahkemenin davacının evlilik vaadiyle kandırıldığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebini kabul ettiği karar onanmıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2021 tarihli, 2019/4679 Esas ve 2021/3052 Karar sayılı kararında da; davacının evleneceği inancıyla taşınmazını ve aracını davalıya devrettiği, devirden yaklaşık bir ay sonra ortak yaşamın sona erdiği ve davacının evlilik vaadiyle iradesinin fesada uğratıldığı kabul edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2022/1-720 Esas, 2023/1137 Karar sayılı kararında ise, davacının yakın gelecekte evleneceği düşüncesiyle taşınmaz ve araç devrinde bulunduğu, ancak kısa süre sonra ilişkinin sonlandırıldığı olayda evlenme vaadiyle iradenin hile ile sakatlandığı değerlendirilmiştir.

Bu kararlar, evlilik vaadiyle yapılan malvarlığı devirlerinin her durumda “hediye” olarak görülemeyeceğini; aldatma ve irade fesadı ispatlandığında tapu iptal ve tescil davasına konu edilebileceğini göstermektedir.

Sevgiliye veya Nişanlıya Verilen Tapu Her Zaman Geri Alınabilir mi?

Hayır. Sevgiliye, nişanlıya veya birlikte yaşanan kişiye verilen her tapu otomatik olarak geri alınamaz. Burada mahkemenin baktığı temel nokta, devrin hangi iradeyle yapıldığıdır.

Eğer taşınmaz gerçek bir bağış olarak verilmişse, tarafın özgür iradesiyle ve herhangi bir aldatma olmadan devredilmişse, sonradan ilişkinin bitmesi tek başına tapunun geri alınması için yeterli değildir.

Ancak taşınmaz devri, evlilik vaadiyle oluşturulan güven ilişkisi sonucunda yapılmışsa; karşı tarafın baştan itibaren evlilik niyeti bulunmadığı, kısa süre içinde ilişkiyi sonlandırdığı, devirden sonra davranışlarının değiştiği, ekonomik menfaat amacıyla hareket ettiği ve davacının bu nedenle iradesinin sakatlandığı ispatlanabiliyorsa tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.

Bu nedenle her dosyada “hediye mi, bağış mı, satış mı, yoksa hileyle alınmış bir devir mi?” ayrımı dikkatle yapılmalıdır.

Nişanda Verilen Hediyeler ile Evlilik Vaadiyle Yapılan Tapu Devri Aynı mıdır?

Nişanda verilen hediyeler ile evlilik vaadiyle yapılan taşınmaz devri aynı hukuki zeminde değerlendirilmez. Nişan hediyeleri çoğu zaman Türk Medeni Kanunu kapsamında ayrı kurallara tabidir. Oysa evlilik vaadiyle tapu devri, somut olayın özelliklerine göre Türk Borçlar Kanunu anlamında hile ve irade sakatlığı kapsamında değerlendirilebilir.

Özellikle yüksek değerli taşınmaz, araç, arsa, ev, banka parası veya ciddi ekonomik menfaat devri söz konusuysa, bu işlemin sıradan nişan hediyesi olarak kabul edilmesi her zaman mümkün değildir.

Burada mahkeme, devredilen malın değerini, tarafların ekonomik gücünü, ilişkinin süresini, evlilik hazırlığının gerçek olup olmadığını, devirden sonraki davranışları ve tarafların birbirlerine yönelik beyanlarını birlikte değerlendirir.

Evlilik Vaadiyle Tapu İptal Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

Evlilik vaadiyle tapu iptal ve tescil davasında deliller son derece önemlidir. Çünkü tapuda yapılan işlem genellikle resmi şekilde gerçekleşmiş görünür. Davacının bu resmi işlemin arkasındaki gerçek irade sakatlığını ispatlaması gerekir.

Bu davalarda kullanılabilecek deliller arasında mesajlaşmalar, WhatsApp kayıtları, sosyal medya yazışmaları, tanık beyanları, banka hareketleri, tapu kayıtları, devir tarihleri, tarafların birlikte yaşamaya ilişkin hazırlıkları, düğün veya evlilik planlarını gösteren belgeler, fotoğraflar, otel ve seyahat kayıtları, kredi dekontları ve tarafların ekonomik durumunu gösteren belgeler yer alabilir.

Ayrıca yaş farkı, taraflardan birinin sağlık durumu, ekonomik bağımlılık, devirden çok kısa süre sonra ilişkinin bitmesi, davalının benzer davranışları, evlilik konusunda sürekli oyalama ve malvarlığı devrinden sonra tutum değişikliği gibi olgular da mahkeme tarafından hayatın olağan akışı kapsamında değerlendirilebilir.

Hile İddiası Tanıkla İspatlanabilir mi?

Evet, hile iddiası tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Çünkü hile çoğu zaman gizli şekilde yürütülen, yazılı belgeye bağlanmayan ve taraflar arasındaki güven ilişkisi içinde gerçekleşen bir davranıştır.

Ancak yalnızca soyut tanık anlatımları yeterli olmayabilir. Tanık beyanlarının mesaj kayıtları, banka hareketleri, devir tarihi, tarafların ilişki süreci ve somut olayın akışıyla desteklenmesi davanın gücünü artırır.

Mahkeme bu tür davalarda tek bir delile değil, tüm delillerin birlikte oluşturduğu kanaate bakar. Özellikle devirden hemen sonra ilişkinin sonlandırılması, evlilik hazırlıklarının gerçek dışı çıkması veya karşı tarafın ekonomik menfaat sağladıktan sonra uzaklaşması önemli göstergeler olabilir.

Evlilik Vaadiyle Araç veya Para Devri Geri İstenebilir mi?

Evlilik vaadiyle yalnızca tapu değil, araç, para, ziynet eşyası veya başka malvarlığı değerleri de devredilmiş olabilir. Bu durumda da somut olaya göre alacak davası, sebepsiz zenginleşme, hile nedeniyle sözleşmenin iptali veya tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Örneğin kişi evleneceğini düşünerek karşı taraf adına araç almış, banka yoluyla yüksek miktarda para göndermiş veya ortak ev kurulacağı düşüncesiyle masraflar yapmış olabilir. Eğer bu işlemlerin aldatma sonucu yapıldığı ispatlanırsa, verilen değerlerin iadesi talep edilebilir.

Ancak her ödeme veya hediye geri istenemez. Davada belirleyici olan, yapılan kazandırmanın evlilik vaadiyle kurulan aldatıcı ilişki sonucunda gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Evlilik Vaadiyle Tapu Devri Davasında Zamanaşımı ve Süre

Hile nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri süren kişinin, hileyi öğrendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde hakkını kullanması gerekir. Bu nedenle evlilik vaadiyle tapu devri gibi durumlarda zaman kaybetmeden hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.

Uygulamada mağdur kişiler çoğu zaman uzun süre “belki geri döner”, “belki evleniriz”, “belki anlaşırız” düşüncesiyle beklemekte; bu bekleme de ispat ve süre bakımından ciddi risk yaratabilmektedir.

Bu nedenle evlilik vaadiyle taşınmaz, araç veya para devri yapılmışsa ve karşı tarafın aldatma kastıyla hareket ettiği düşünülüyorsa, devir belgeleri, mesajlar, banka kayıtları ve tanıklar gecikmeden toparlanmalıdır.

Evlilik Vaadiyle Dolandırılma Ceza Davası Konusu Olur mu?

Evlilik vaadiyle malvarlığı elde edilmesi bazı durumlarda yalnızca hukuk davası değil, ceza hukuku bakımından da değerlendirme konusu olabilir. Eğer karşı taraf baştan itibaren hileli davranışlarla kişiyi kandırmış, gerçek dışı evlilik vaadiyle malvarlığı menfaati elde etmiş ve bu eylem dolandırıcılık unsurlarını taşıyorsa, savcılığa şikayet gündeme gelebilir.

Ancak her evlilik vaadiyle kandırılma iddiası otomatik olarak dolandırıcılık suçu oluşturmaz. Ceza hukuku bakımından hileli davranışın yoğunluğu, kast, menfaat temini ve mağdurun aldatılma biçimi ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle hukuk davası ile ceza şikayeti stratejisi birlikte planlanmalıdır. Bazı olaylarda yalnızca tapu iptal ve tescil davası yeterli olurken, bazı olaylarda ayrıca ceza soruşturması başlatılması gerekebilir.

Evlilik Vaadiyle Tapu Devri Davalarında En Kritik Nokta: Gerçek İradenin İspatı

Bu davaların merkezinde tek bir mesele vardır: Tapu devrini yapan kişinin gerçek iradesi neydi?

Gerçekten bağış yapmak mı istedi? Satış mı yapıldı? Yoksa evlilik kurulacağına inanarak, karşı tarafın aldatıcı davranışları nedeniyle taşınmazını mı devretti?

Mahkeme, tapudaki resmi işlemle yetinmez; işlemin arkasındaki gerçek iradeyi, tarafların ilişki biçimini ve olayların gelişimini araştırır. Özellikle aldatma, baskı, yaşlılık, duygusal bağımlılık, ekonomik çıkar ilişkisi ve devirden hemen sonra ortaya çıkan davranışlar davanın sonucunda belirleyici olabilir.

Bu nedenle dava dilekçesinde olayların kronolojik, açık, delile dayalı ve hukuki nitelendirmesi doğru yapılmış şekilde anlatılması gerekir. Basit ve soyut “beni kandırdı” iddiası yeterli değildir. Aldatmanın nasıl gerçekleştiği, hangi vaatlerin verildiği, devir kararının nasıl alındığı, karşı tarafın ne zaman davranış değiştirdiği ve davacının bu süreçte nasıl yanıltıldığı somutlaştırılmalıdır.